DOLAR 32,7527 -0.15%
EURO 35,1169 -0.37%
ALTIN 2.439,96-0,20
BITCOIN 2148585-0,83%
Hatay
22°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ANADOLU’NUN İLK CAMİİ’Sİ: HABİBİ NECCAR

ANADOLU’NUN İLK CAMİİ’Sİ: HABİBİ NECCAR

ABONE OL
4 Temmuz 2022 14:13
ANADOLU’NUN İLK CAMİİ’Sİ: HABİBİ NECCAR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Antakya coğrafi konumu ve akarsu vadileri doğal geçitler ile Ortadoğu Coğrafyasını Anadolu ve Akdeniz’ e bağlayan ticaret yollarının kesiştiği kavşak noktası olarak ticari hareketliliğin yanı sıra bölgeleri ve halkları birbirine bağlayarak kültürel etkileşimin kesişme noktası olmuştur. Kent bu konumu sayesinde Roma döneminde zenginliği ve refahı, entelektüel yapısı ve kurumları ile Roma İmparatorluğunun doğudaki en önemli metropol kentidir. Farklı kültür ve dillerin yaşam bulduğu Antakya, MS 638′ de İslam hâkimiyetine girmiş ve kentte İslami kimliğini yansıtan birçok yapılar inşa edilmiştir. Habib’ün Neccar Külliyesi ve Habib’ün Neccar Türbesi günümüze kalan en erken ve ilk yapı olması nedeniyle kentin hem İslamiyet ile başlayan sürecine hem de İslamiyet öncesi sürecine tanıklık etmektedir.

Antakya’nın İslam fetihleriyle karşılaşması 7. yüzyılda gerçekleşir. Bizans kuvvetlerinin 636’da İslam orduları tarafından yenilgiye uğratıldığı Yermük Savaşı’nın ardından Ebu Ubeyde Bin Cerrah kumandasında kuşatılmış ve 638’de cizye ödemek şartıyla teslim olmuştur. Fetih sonrası nüfus azalmış, bir kısım halk şehri terk etmiş, şehrin yeniden iskânına girişilmiştir.

 İslam fetihleriyle birlikte Antakya’da İslam dininin gerektirdiği yeni yapı türleri inşa edilmeye başlanmış, böylece kent farklı bir karaktere bürünmüştür. İşte bu yapılardan biri, belki de ilki Habib’ün Neccar Camii’dir. H. 1319 (M. 1901-1902) tarihli Haleb Vilayeti Salnamesinde verilen bilgilere göre Antakya, H. 12 senesinde, Ebu Ubeydet’ül Cerrah ve Halid bin Velid Hz. marifetiyle fetholunmuş ve Habib’ün Neccar’ın defnolunduğu Cami-i Şerif de o dönemde inşa edilmiştir.

Anadolu topraklarındaki ilk cami, Habib-i Neccar. Aslında pagan tapınağı. Sonra kilise olmuş. En son, cami… Habib-i Neccar… “Sevgili Marangoz” demek. Yasin Suresi’nde geçiyor. O marangoz, aslında Hıristiyan. Antakya’da Hıristiyanlığa inanan ilk kişi. İslamiyet’in ikinci halifesi Hazreti Ömer’in komutanlarından Ebu Ubeyd’e bin Cerrah’te 636 yılında Antakya’yı fethediyor, bu camiyi inşa ediyor ve tek tanrılı dine inanan ilk kişinin adını veriyor. Evet… Müslümanlar tarafından Anadolu’da yaptırılan ilk caminin adı, bir Hristiyan’ın adını taşıyor.

Habibi Neccar Camii, hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar için önemli bir anlamı var. Hristiyanlar için önemli, çünkü bir Müslüman ibadethanesinin avlusunda Hz. İsa”nın havarileri Yahya, Yunus ve Şem”un-ı Sefa”ya ait olduğu rivayet edilen kabirler var. Müslümanlar için önemi ise bu mekânın Anadolu’da yapılan ilk cami olması ve Habib-i Neccar”ın hikâyesinin Yasin süresinde anlatılması. Hatta tarihî kaynaklarda İslamiyet’in Anadolu topraklarına buradan yayıldığı anlatılıyor.

İsa Peygamber döneminde gönderilen elçilere iman eden ve inancından dolayı şehit edilen Habib-i Neccar, cüzam hastası bir oğlu olduğu için şehrin doğusundaki dağda bir mağarada ikamet etmektedir. Hazreti İsa’nın gönderdiği elçiler, Yahya ile Yunus şehre dağ tarafından girer ve ilk olarak Habib-i Neccar ile karşılaşırlar. Habib-i Neccar, yabancılara kim olduklarını sorar. ”İsa Peygamber’in havarileriyiz” cevabını alınca onlardan bir delil ister. Onlar da ”Biz hastalara şifa veririz.” derler. Marangoz Habib, havarileri oğlunun yanına götürür. Elçiler, Allah’a dua eder, sırtını sıvazlarlar ve çocuk, Allah’ın izni, elçilerin eliyle şifa bulup ayağa kalkar. Bu olay karşısında Habib-i Neccar, havarilere tereddütsüz iman eder. Putperest Habibi Neccar, Hristiyanlığa inandığı için putperestler tarafından inancından vazgeçmesi için yaşadığı mağarada öldürülüyor.

ANTAKYA’NIN MANEVİ MUHAFIZI, HABİB-İ NECCAR’IN KİMLİĞİ

 Kur’an-ı Kerim’de, Yasin Suresi’nde, bir şehir halkına, Allah’a inanmaları için gönderilen iki elçi ile daha sonra onları desteklemek için gönderilen üçüncü bir elçiden söz edilir. Halkın bu elçileri yalanlamaları üzerine, şehrin öbür ucundan koşarak gelen bir adamın onlara iman etmesi üzerine öldürülmesi ve cennetle müjdelenişi anlatılır. Birçok İslam tarihçisi ve müfessir bu olayın Hz. İsa’nın tebliği döneminde gerçekleştiği görüşündedirler. Bazı müfessirler, sözü edilen şehrin Antakya olduğu kanaatindedir. Şehrin öbür ucundan gelerek elçilere inanan ve bu yüzden şehit edilen kişi de Habib’ün Neccar’dır. Bu nedenle Habib’ün Neccar, “Sahib-i Yasin” olarak da anılmıştır.

Yaşanan olayların ayrıntılarıyla ilgili İslam âlimleri ve tarihçiler tarafından farklı yorumlar yapılmıştır. Ancak konumuz açısından önemli olan Antakya şehrinde bulunan Habib’ün Neccar Camii’nin ve aşağıda bahsedilecek olan türbelerin, Yasin suresinde anlatılan kıssayla ilişkilendirilerek ayetlerde anlatılan olaylara iman ve hürmetle, olayın kahramanları adına yapılmış olmalarıdır.

DCIM\100MEDIA\DJI_0051.JPG

KUR’AN-I KERİM’E GÖRE:

Çoğu müfessir, Kur’an-ı Kerim’de Yasin süresinde 13. ayetten 29. ayete kadar bölümde anlatılan olayın Habib Neccar’ın kıssası olduğunda ve “Ashab-ı Karye”nin Antakya halkı olduğunda birleşirken bazıları kasabanın Antakya halkı olmasını zor kabul edilir bir gerçek olarak görmüşlerdir. İbn Kesir bu görüşe sahip müfessirlerdendir. Bugün Habib-i Neccar Antakya’nın orta yerinde, ilk günkü heyecanıyla ilahi mesajı tebliğe devam ediyor.

Kur’an’da yer alan ilgili ayetlere göre, Habib Neccar olayını şu yedi maddede özetleyebiliriz:

1.     Kasaba halkına önce iki elçi gönderilmesi.

2.     O iki elçiyi destekleyen bir üçüncü elçinin gönderilmesi

3.     Kasabanın bir ucunda oturan şuurlu bir müminin yardıma koşması ve elçileri tasdik etmesi.

4.     Bu yüzden o müminin zulmen öldürülmesi.

5.     Bir tebliği ve irşadı kabul etmeyip işi tehdide dönüştüren ve sonra da masum bir insanın kanına giren inkârcı toplumun karakter yapısı

6.     Öldürülen o sadık müminin sağ kalanlar hakkındaki dileğinin açıklanması.

7.     İnkârcı toplumun cezalandırılması.

Yapıt, önce bir Roma tapınağından kiliseye, daha sonra da İslamların Antakya’yı zaptından sonra camiye dönüştürülmüştür. Anadolu’nun bilinen ilk camisidir. Kur’an-ı Kerim’deki Yasin Suresinde adı zikredilmektedir. Kurtuluş Caddesi ile Kemal Paşa Caddesi kavşağında bulunan cami, Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan ve bu uğurda canını veren bir Antakyalının adını taşımaktadır. Caminin kuzeydoğu köşesinde yerin 4 m altında Habib-i Neccar’ın türbesi vardır. Buradaki mezarda Habib-i Neccar’ın başı bulunmaktadır. Gövdesi ise Silpius dağındaki bir mağaradadır. Bu nedenle adı geçen dağa, günümüzde Habib-i Neccar Dağı denilmektedir. Caminin mimari tarzı ortaçağ kiliseleri üslubundadır. Osmanlı döneminde caminin etrafı medrese odaları ile çevrilmişti. 17.yüzyılda eklenen minaresinin alt kısmı şark, üst kısmı barok tarzdadır. Cami iç kısmının Kuzeydoğu köşesinde Yasin Suresinden bir ayet yazılı kumaş ile çevrilmiş bir bölme vardır. Burası Habib-i Neccar türbesinin üstüne rastlayan kısımdır. Cami avlusu düzgün kesme taş döşelidir. Avluda bulunan şadırvan ise 19.yüzyıl eseridir. Habib-i Neccar Hazretleri için Antakya’da geleneksel olarak anma etkinlikleri düzenleniyor.

Habib-i Neccar Camii, Antakya’da hoşgörünün sembollerinden biri olarak kabul ediliyor. Şimdi O, geniş ve serin avlusu, şadırvanları ve güler yüzlü türbedarlarıyla, “ yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül veren” yeni nesilleri bekliyor. Davetini işitenlere ve çağrısına doğru koşanlara selam olsun!

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r