DOLAR 32,2030 -0.01%
EURO 35,0343 0.05%
ALTIN 2.505,150,19
BITCOIN %
Hatay
16°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

ANTAKYA’DA HAMAM GELENEĞİ

ANTAKYA’DA HAMAM GELENEĞİ

ABONE OL
4 Temmuz 2022 12:40
ANTAKYA’DA HAMAM GELENEĞİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Araştırma: Prof. Dr. Bülent ARI

Fotoğraf: Melike ALTOK

İnsanoğlunun temel yaşam kaynaklarından biri olan su, çok eski zamandan beri beden ve ruh temizliği sağlamak, sağlığı korunmak; çeşitli hastalıklardan koruma amacı ile kullanılmış, insanların temizlik ve yıkanmaya duyduğu gereksinim, suyun sosyal hayata doğrudan etki etmesini sağlamıştır.

Yıkanma eylemi önceleri topluca ve ortak kullanım alanlarında gerçekleştirilen bir eylem olarak karşımıza çıkmış ve hamam kültürünü de kapsamıştır. Arapça ısınmak, sıcak olmak anlamındaki hamam kökünden türeyen hamam kelimesinin sözlük anlamı ‘’ısıtan yer ‘’ dir ve ‘’yıkanılan yer’’ anlamında kullanılır. (EYİCE, 1997:402).

Hamamlar, Türk kültüründe yalnızca yıkanma yeri değil, sosyal ve kültürel açılımlarla açık olmasıyla önemli bir yer tutar. Antakya ‘da hamamlar insanların doğumundan ölümüne kadar yaşamlarının her safhasında önemli yer tutan mekânlar olarak işlev görmüştür. Antakya’da hamamlar toplumsal yaşamın önemli merkezlerindendi. Eskiden herkes aşağı yukarı on beş yirmi günde bir temizlenmek için hamama giderdi,( K.31,K.38,K41). Hamamda yalnız yıkanmak değil, eğlenmek de önemliydi.

Antakya’daki Hamam Geleneğini gelin yakından inceleyelim.

Antakya Hamamlarının Yapılarıyla İlgili Genel Değerlendirme

 Antakya ve çevresinde çifte hamam bulunmamakla beraber Cundi, -halk dilinde Cindi Yeni Hamam gibi hamamlarda biri ana caddeye diğeri ise ara sokağa açılan kapılarla- nöbetleşe kullanılan tek hamamlarla kadınların temizlik ihtiyacı karşılanmıştır.

    Beyseri, Cundi ve Meydan hamamlarında soyunmalık bölümleri merkez kısmında bulunan kubbeyi destekleyen iki yandaki beşik tonozun örttüğü bir şekilde inşa edilmiştir.

   Yeni Hamam’ da iki yana ilave edilen ve derinliği az olan bu eyvanlarla sayı dörde çıkarılmıştır.

    Cundi ve Saka hamamlarında iki ılıklık kısmının bulunması, bu iki hamamı diğerlerinden ayırır. Meydan ve Yeni Hamam’da ise ılıklığın yıkanma bölümü olarak kullanılması dikkat çekicidir. Bunun nedeni bölgenin sıcak bir iklime sahip olmasından kaynaklanmaktadır.

     Meydan ve Yeni Hamam’da tuvaletler, giriş koridorunun sonuna alınmış, dolayısıyla ılıklık bölümü kaldırılmıştır. Yine bu hamamlarla Meydan ve Yeni Hamam- Cundi hamamında dört eyvanlı, dört köşe hücreli ikinci bir ılıklık vardır.

   Yine Cundi Hamamı’nın ılıklık kısmında tek kubbe tarafından örtülen ılıklık bölümü varken, Beyseri hamamında birbiri içerisine girmiş bir kubbe yapısı dikkatimizi çeker. Yine Beyseri hamamının sıcaklığı, üç eyvanlı iki köşe hücreli bir yapı şeklindeyken Cundi-Meydan-Saka ve Yeni hamam dört eyvanlı, dört köşe hücreli bir yapıya sahiptir.

    Beyseri Hamamı üç eyvanlı sıcaklık bölümüne sahip iken Saka Hamamı’nda sıcaklık bölümü tek eyvandan oluşmuştur.

    Antakya hamamları Türk hamam mimarisine uygun tarzda inşa edilmiş olmasına rağmen ikinci sıcaklık veya ılıklık kısımlarının yıkanma alanı haline dönüştürülmesi ile farklılık gösterir.

    Hamamlar baktığımzda  Beyseri ve Yeni Hamam’da Yahudi kadınların inançları gereği dalma havuzuna yer verildiği görülür. Bunun yanı sıra Saka Hamamı’nda ise ılıklığın bir eyvanı türbeye dönüştürülmüştür ve Beyseri Hamamı’nda ise ılıklığın taş bir sanduka yerleştirilmiş. Yeni Hamam’da ise mum yakılıp dua edilen yüzeysel bir iniş vardır.

       Söz konusu hamamlarım hepsi de özel mülkiyetlerdedir. Bunlardan Meydan ve Cundi hamamı erkeklere açıktır. Diğer hamamlarda ise günün değişik saatlerinde hem erkekler hem de kadınlar yararlanmaktadır.

Türk hamam geleneğinin yaşadığı iller arasında bulunan Antakya’nın hamamları da geçmişte kahvehanelerden sonra insanların bir araya gelerek sohbet ettikleri, eğlendikleri; bir arada vakit geçirdikleri ve vücutlarının bu şekilde sıhhat bulduğu önemli mekanlardı. Ancak Antakya hamamlarında- bazı insanların hamama gelip yıkanmadıkları düşünülürse- eğlenme ve bir araya gelip vakit geçirme devam daha ön planda idi.

Antakya hamamlarından Türk hamamında eğlence aracı olarak kullanılan def, darbuka dışında keman, davul, zurna; hatta orkestra getirilerek eğlence yapıldığı düşünülürse, hamamların yöredeki toplumsal işlevi daha iyi algılanabilir.

Antakya, yöre olarak farklı dinlerden ( Müslüman, Yahudi, Hristiyan) farklı mezheplerden (alevi, sünni…) insanların asırlar boyu bir arada yaşadığı, birbirine saygı duyarak yaşadığı bir bölgedir. Bu nedenle hamamlarında eskiden farklı dinlere mensup insanlarla hizmet vermek için vaftiz havuzlarına da yer verildiği dikkatimizi çekmektedir. Yine Antakya hamamlarının bazılarında türbe bulunması da yörede hamamları daha daha da kutsal bir konuma getirmiştir. Böylece hamama giden insanlar, türbe ziyareti ile hamam keyfini bir arada yaşamışlardır.

Hamam’ gitmek için Antakya’da birçok sebep vardır. Bunlar;

Gelin Hamamı:

Oğlunu eş olarak hamamda görüp, beğendiği kızı alan Antakya kadını, düğünün ilk hazırlıklarını da hamamda başlatır. Hatta gelin istersen nişanda da hamam töreni yapılır.(K.4),(K.10),(K.12),(K.37).   

    Gelin Hamamı düğünden birkaç gün önce gerçekleştirilir. Gelinin annesi, akrabaları, dostları ve damadın ailesi ile yakınlarına okuyucu gönderir, hamamın hangi gün ve saatte olacağını haber verir, o gün hamam kapatılır ve hamama başka müşteri kabul edilmez. (K.1),(K.3),(K.25),(K.34).

Damat Hamamı:

 Evlilikten önce güveyin akrabaları, arkadaşları ile hamamda topluca yıkanması için genellikle düğünden 1-2 gün önce uygulanan bir gelenektir. Eskiden damat gelin alma günü sabaha hamama giderdi. Bu Hamamı düzenleyen damadın ailesidir. Bu hamamda damadın arkadaşları ve yakınları davet edilirdi. Günümüzde de devam eden bu gelenek için Antakya’da daha çok Meydan Hamamı tercih edilir(K.21),(K.53).

Lohusa Hamamı:

 Yörede “Kırk Hamamı”  adı da verilir. Bunun nedeni bu hamamın bebeğin doğumunu kırkıncı günü yapılıyor olmasındadır. Burada amaçlanan şey lohusa ve bebeğin sağlıklarının kontrol edilmesi, çocuğun bakımı ve temizlenmesidir.

Sünnet Hamamı:

Yörede sünnet hamamı ailenin erkekler ve sünnet çocuğunun arkadaşları davet edilerek gerçekleşir. Camegahta çeşitli çocuk eğlenceleri düzenlenir, palyaçolar çağırılır. Ardından dualar okunur asker ve damat hamamları da görelim dileklerinde bulunulur.

Asker Hamamı:

 Yörede asker ocağı delikanlılıktan erkekliğe geçişin bir ifadesi olarak algılanır.

  Hamam töreni de bu uygulamalardan birisidir. Askere gidecek delikanlılar, erkek akrabaları ve arkadaşlarıyla hamama gidip yıkanırlar. Bu esnada daha önce askerlik yapan büyükleri ile konuşma, psikolojik olarak rahatlama ve seyahati hazırlık süreci tamamlanmış olur(K.27,(K.38).

 Vaftiz İçin Hamama Gitme

    Antakya bilindiği üzere üç ayrı dinden ve farklı mezheplerden insanların asırlardır bir arada ve kardeşçe yaşadıkları, birbirlerini hoşgörü ile karşıladıkları ve saygı duydukları bir yerleşim merkezidir. Bu yüzden Beyseri ve Yeni Hamam içerisinde Yahudilerin kendi geleneklerine göre bir halvetle temizlendikten sonra suya batıp çıkarak günahlarından arındıklarını düşündükleri; bunun yanı sıra yeni doğan çocuklarını bir tören eşliğinde vaftiz ettikleri bir tören yeni de mevcuttur(K.5),(K.10),(K:55),(K.56). Bu tören esnasında suya üç defa batıp çıktıkları ve her batıp çıktıktan sonra çevrede bulunanlar” şehettu, ma şehettu?”(Şahit oldun mu?, Yoksa olmadın mı?).şeklinde tasdik sorusu sordukları ifade edilmektedir (K.4),(K.10),(K.53),(K56.),(K.82),(K.83).

Gönül Birlik Hamamı :

     Antakya’da normal şartlarda ne sebeple olursa olsun, davet sahibi gelen kişilerin tümünün ücretini öder; ancak “Gönül Birlik hamamı ” nda durum farklıdır. Çünkü hamama davet eden kişi muhtemelen gelenlerin ücretlerini ödeyecek ekonomik güçte değildir. Bunu hamama davet edilenlerle bilirler ve hiç gocunmazlar, üzülmezler; gönül birliği olsun diye seve seve kendi ücretlerini ödeyerek hamam gelirler.

Bu hamam sefalarının yanı sıra özellikle gelin hamamında kaynana- gelin manileri manileri söylenir. Fakat bu manileri genellikle gelin-kaynana düşünce dışında üçüncü kişiler söylermiş. Hala bu gelenek varlığını sürdürmektedir. Gelin kaynana olduğu sürece de bu tür geleneklere konu olacağa benzer.

Kaynana kazan karası

Görümce helva tavası

İkisini Allah alası

Oğlanda bana kalası(K.10).

Bunun yanı sıra Antakya hamamlarında eskiden beri devam eden bir başka gelenek de kadınların erkek kılığına girerek oynadıkları güldürücü, biraz daha argoya kaçan skeçlerdir. Bu skeçlerde erkek kılığına giren kadının başına kasket, dudağın üstüne palabıyık taktığı, üzerine şalvar ve cepken giydiği; hamamda bıyığını burarak dolaştığı görülür. Bu esnada karşısına geçen bir başka kadınla bazen karşılıklı atışırlar, bazen de yalnız karşıdaki kadının erkek kılığında ki kadına kafiyeli dizilerle seslendiği görülür.

Yörede hamam eğlenceleri arasında karşımıza çıkan iki oyun vardır. Bunlardan birisi Karaoğlan, diğeri Masmana oyunudur. Bu oyunlarda kadınlardan birisi erkek kılığına girer; şalvar giyer, gaytan bir bıyık takar, yumurta topuk ayakkabısı ile meydana çıkar ve karşısındaki kadınla aşağıdaki şekilde karşılıklı olarak bir yandan oynarken bir yandan söyleşirler.

   Günümüzde Antakya’da hamamlar eskisi kadar rağbet görmemektedir. Bu yüzden Beyseri Hamamı 9- 10 yıldır hizmete kapalıdır; diğer 4 hamam hala faal durumdadır. Fakat yine de eğlenmek için birleşip hamama gitme, hamamda düğün eğlencesi yapma geleneği eskisi kadar yoğun olmasa da devam etmektedir. Belki gelecekte Türk hamamı bir turizm unsuru olarak yaşamını sürdürmeye devam edecek; belki hamamlarda kullanılan def, darbuka, zil gibi çalgıların yerine CD’ler, MP3ler, MP4ler…alacak ama geleneklerine bağlı Antakya halkı, sıhhat bulduğu, rahatladığı; sosyalleşmenin ve eğlenmenin merkezi olarak gördüğü otantik Türk hamamlarını yüzyıllar boyu yaşatarak gelecek kuşaklara aktaracaklardır.

Bu sayımızda Antakya ‘da bulunan tarihi hamamları kitaplaştırarak tarihe ışık tutan MKÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bülent Arı hocamızın araştırmasını ele aldık.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r