DOLAR 33,1952 -0.11%
EURO 36,0226 -0.6%
ALTIN 2.548,96-1,98
BITCOIN 22119460,59%
Hatay
30°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

HATAYLI TAKI TASARIMCISI KOLEKSİYONLARI İLE MEST EDİYOR

HATAYLI TAKI TASARIMCISI KOLEKSİYONLARI İLE MEST EDİYOR

ABONE OL
26 Mart 2022 13:51
HATAYLI TAKI TASARIMCISI KOLEKSİYONLARI İLE MEST EDİYOR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaptığı koleksiyonlarla büyük beğeni toplayan Antakyalı takı ve mücevher tasarımcısı Batya Kebudi, Klasikle modernizmin bir arada olduğu koleksiyonları ile adından sıkça söz ettiriyor.

Kebudi, Antakya dilinde ‘kardeşlik’ anlamına gelen ‘Ahvat’ koleksiyonu ile fark yarattı.

Ahvat Koleksiyonundaki taşların hepsi renkli ve gözyaşının şekli olan damla kesimli olduğunu belirten Takı Tasarımcısı Batya Kebudi, bu taşların; “Gözlerimizin rengi farklı olsa da, gözyaşlarımızın rengi aynıdır’ duygusunun ve renklerimiz, dillerimiz, dinlerimiz ayrı olsa da ulaşmak istediğimiz evrensel kardeşliğin en önemli simgesi olarak koleksiyonun ruhuyla çok uyumlu olduğuna dikkat çekti.

Detaylar;

Kendinizi tanıtır mısınız?

Biz baba tarafından Arap kökenli bir aileyiz. O yüzden farklı bir soyadına sahibim. Ailem ismimi de pek fazla bilinmeyen bir isim koyunca “Batya Kebudi” gibi orijinal bir isim ortaya çıkmış. Ben de markamı yaratırken “Neden adım ve soyadım olmasın?” diye düşündüm. Zaten beni tanıyan herkesin çok takıldığı bir isme sahiptim. Ya çok akılda kalıyordu ya da öğrenmeleri çok zor oluyordu. Ama ismimi markam haline getirince adımı ve soyadımı herkesin aklına kazıdım sanırım. 🙂  Antakyalıyım, orada doğdum, orada büyüdüm. 10 yaşında İstanbul’a taşındık. Antakya kültürünün hayatımda büyük bir yeri var. Antakyalı olmak bana büyük bir ayrıcalık katıyor. Hayata öyle bir şehirde gözlerimi açtım ki adeta sihirli bir dokunuş gibi her şeyi farklı algılama yeteneğini orada kazandığıma inanıyorum. Sanata olan merakım çocukluğumdan beri vardı. Üniversite ise Psikoloji eğitimi aldım. Eğitime devam edip gazetecilik eğitimi de aldım. Sürekli öğrenen bir yapıya sahibim. Bana farklı kapılar açıyor.

Takı tasarlamaya nasıl başladınız?

Biliyordum, aksesuara olan merakımın bir gün beni tasarım yapmaya yönelteceğini biliyordum. Her zaman, bir kıyafeti tamamlayan en önemli detayın aksesuar olduğunu düşünürüm. Bu nedenle de birçok aksesuarım var. Özellikle çıktığım seyahatlerde bir mağazaya girdiğimde zamanın çoğunu mücevherlerin olduğu bölümde geçiririm. Tüm markaların koleksiyonlarını yakından takip ederim. Bu merakım zamanla işimi de etkilemeye başladı. Yıllarca çalıştığım Madame Figaro dergisinde her ay farklı mücevher konuları hazırladım ve tasarımcılarla röportajlar yaptım. Hep bir gün “Bende, bende!” dedim. Bu arada kendim için aksesuar tasarımları yapmaya başlamıştım bile… Tam da bu sıralarda, mesleğinde yıllarını geçirmiş ama artık emekli olmuş yaşlı bir mücevher ustasıyla tanıştım ve ona kendim için yüzükler yaptırdım. Her türlü nazımın geçtiği, beni torunu gibi görmeye başlayan bu usta, bendeki enerjiyi herkesten önce fark edip “Batya, artık bunlardan birer tane değil de biner tane yapsak” diyordu. Bu arada arkadaşlarım da yaptıklarımı çok beğeniyor, kendileri için de takı tasarlamamı istiyorlardı. Ben bu fikri nedense hep erteledim. Ta ki çok sevdiğim Madame Figaro’nun kapanmasına kadar! Derginin kapanmasının ardından bir süre seyahat ettim. Yurt dışında da tanıştığım herkes bana takılarımı nereden aldığımı soruyordu. Kendi tasarımlarım olduğunu öğrendiklerinde onlar için de yapmamı istediler. İstanbul’a dönünce hep ertelediğim takı tasarımı için artık hazır olduğumu hissettim ve bu kararla hayatımda yepyeni bir kapı açıldı. Ustama gittim ve “Artık hazırım, koleksiyonumu çizdim.” dedim. Koleksiyonumun ilk tasarımları o kadar ilgi gördü ki devam etmeye karar verdim! İşte bu “altın serüven” böyle başladı. Çevremdeki insanlar hep ışıltılı göründüğümü söylerler. Bu aslında altının bana verdiği ışığın rengidir, parıltısı hep göze çarpar. Şimdi, bu çok sevdiğim mücevher,  işimin de anahtar kelimesi oldu. Bunun benim için çok güzel bir şans olduğuna inanıyorum. Tasarımlarımı bu düşünceyle hazırladığım için de takılarımın, onları takan herkese şans getireceklerini düşünüyorum.

Tasarımlarınızı oluştururken etkilendiğiniz, ilham aldığınız şeyler neler?

Her koleksiyonumun çok özel bir hikâyesi var. Her biri birbirinden özel ve değerli olsa da sanırım çocukluğumun şehrini konu alan Ahvat koleksiyonum en özel olanı… Ahvat Koleksiyonu… İzlediğim bir Türk filminde duyduğum, ‘Gözlerimizin rengi farklı olsa da, gözyaşlarımızın rengi aynıdır’ cümlesi o andan itibaren hiç aklımdan çıkmadı. Çok derinlerde bir yerde sürekli aklımı kurcaladı. Çok doğru bir bakış açısını simgeleyen bu cümlenin beni bu denli etkilemesiyle yeni koleksiyonum ‘Ahvat’ ortaya çıktı. Doğup büyüdüğüm yer olan Antakya’nın en önemli özelliği Çan, Ezan ve Hazan sesini bir arada duyabilmenizdir. İnsanların birbirine olan sevgi, saygı, anlayış ve birlikteliklerinde en önemli olanın kardeşlik duygusu olduğu, çok özel bir şehirdir. Ben de bu şehirde doğdum. Bu kültür ile büyüdüm. Ben, bu mirası taşıyorum. Beraberlik, birliktelik ve kardeşlik benim hayattaki zenginliklerim. Bu koleksiyonumun adını Arapça bir kelime koymak istedim. Çünkü Antakya dilinde ‘kardeşlik’ anlamına gelen ‘Ahvat’, bana oradaki çocukluk yıllarımı hatırlatıyor. Koleksiyonumdaki taşların hepsi renkli ve gözyaşının şekli olan damla kesimli. Özel olarak seçtiğim bu taşlar;   “Gözlerimizin rengi farklı olsa da, gözyaşlarımızın rengi aynıdır’  duygusunun ve renklerimiz, dillerimiz dinlerimiz ayrı olsa da ulaşmak istediğimiz evrensel kardeşliğin en önemli simgesi olarak koleksiyonun ruhuyla çok uyumlular.

Bu kış sezonu için çıkardığım koleksiyonum ise 7 mucize. Sade ve bir o kadar zarif koleksiyondaki 7 mucize, detaylarıyla dikkat çekiyor. Renkli ic dünyamı tasarımlarıma yansıtırken son 2 senedir yaşananlardan çıkarsadığımız derslerden yola çıkıyor. Hayatta bizi kuşatan temel 7 mucizenin ne kadar önemli olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz. Kadim bilgilerle harmanladığım bu 7 mucizeyi 7 ayrı tasarım ile sembolize ederek yeni koleksiyonuma yansıtıyorum. Her bir motif bu 7 mucizeden birini sembolize ediyor.

İlk mucize: Şifa/nefes. Şifanın sağlığın ne kadar önemli olduğunu bir kere daha anlıyoruz. Nefes almak bu dünyadaki en güzel şey.

 İkinci mucize: Huzur. Uzun zamandır belirsizlik yaşadığımız bu dönemde huzur en güzel şey.

Üçüncü mucize: Sevgi, aşk. Sevginin ne değerli olduğunu bir kez daha kavradık. Sevdiklerimizle vakit geçirmenin önemini anladık. Aşk da çok güzel şey, yaşamak lazım!

Dördüncü mucize: Sarılmak, öpmek. Sarılmanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu, insana oksitosin sağlatan en önemli şey olduğunu anladık.  Sevdiğini öpmek ne kadar güzelmiş! 

Beşinci mucize: Neşe, Gülmek. Neşeli olmak ne güzelmiş. Gülmek, kahkaha atmak bizim için en değerli şeylerin başında geliyormuş! Biz kahkaha attıkça hayatta bize güzellikler sunuyormuş! Mutlu olmak elimizde!

Altıncı mucize: Güç! Her şeye karşı güçlü olmak, savaşmak. Oysa bu dönemde en çok buna ihtiyacımız var. Güçlü olmak ve hayata karşı dimdik durabilmek bizi hayata karşı ayakta tutan en büyük şeymiş!

Yedinci mucize: Özgürlük. İstediğin zaman istediğin yerde olmak. Özgürlük ne kadar değerliymiş, özgürce seyahat etmeyi çok özlemedik mi?

Bu sezon tasarladığım küpelerime ihtiyacınız olan hangi mucizeyse o küpeye bir anlam atfedin diyorum. İster tek ister çift olarak alabileceğiniz koleksiyonda pırlanta ve altın birbirinden farklı modellerde özgün tasarımlarla karşımıza çıkıyor. Yeni koleksiyonumda hayatin yenilenme heyecanına sizleri de ortak ediyorum.

Takıdan sonra elbise de tasarlamaya başlamıştınız, Elbise tasarımlarınız devam ediyor mu?

Hayır. Bir sezon için tasarladım, simdi başka sürprizlerle karsınıza çıkmayı hedefliyorum.

Tasarımlarınıza nerelerden ulaşabiliriz?

www.batyakebudi.com dan ve katıldığımız alıveriş şenliklerinden ve tabii ki Beymen mağazalarından…

Şimdilerde Batya Kebudi neler yapıyor?

Yaz koleksiyonu hazırlıyorum. Sürprizlerle dolu muhteşem bir koleksiyon olacak. Simdi ben size soruyorum, yeniliklere hazır misiniz?

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r