DOLAR 32,2726 0.14%
EURO 34,9438 0.23%
ALTIN 2.424,140,12
BITCOIN 2182561-1,13%
Hatay
16°

AZ BULUTLU

13:07

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

KENDİNİ BİLMEK

KENDİNİ BİLMEK

ABONE OL
9 Şubat 2022 15:12
KENDİNİ BİLMEK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yasemin Köşker Fansa

Uzman Psikolojik Danışman

 

Merhabalar, Bugün kendini bilmek üzerine düşüneceğiz ve düşünürken bir hikâyeden ilham alacağız.

 

Dilencinin biri yıllardır her gün aynı mahalledeki bir dükkânın bitişiğindeki harabe bir duvar dibinde duran, eski bir sandığın üzerinde dilenirmiş. Bir gün bir bilge oralardan geçiyormuş.

Dilencinin hali bilgenin dikkatini çekmiş ve ona doğru yönelerek sormuş.

Üzerine oturduğun sandığın içinde ne var.

-Hiç sadece eski bir sandık. Kendimi bildim bileli burada.

-Hiç açmayı denedin mi?

– Çok zaman önce denemiştim ama olmadı bende vazgeçtim.

– Bence bir daha dene.

– Bir işe yaramaz. Sandığı açmak çok zor, hem çekiç lazım, pense lazım… Nereden arayıp bulayım şimdi. Ayrıca, benim işim var. Para dilenmek zorundayım. Paraya ihtiyacım var. Her gün bunun için sabah erkenden buraya gelir ve dilenirim. Hayat mücadelesi işte koşuşturup duruyoruz. Sandığı açmakla uğraşacak zamanım yok. Der.

 

-Peki denesen ne kaybedersin.

-İşim aksar zaman kaybederim.

-Peki, sandığın içinden hoşuna gidecek bir şey çıkarsa.

Dilenci bu derin bakışlı huzur veren simasıyla kendisiyle ilgilenen bilgeden etkilenmiştir.

İkna olur ve bir yerlerden çekiç pense bulur, sandığı zorlayıp açar ve yıllardır üstüne oturduğu sandığın içinin mücevherlerle dolu olduğunu görür…

 

İçimizdeki ses, potansiyelimiz, yaşam enerjimiz, bize verilen her şey define sandığımızdır… Yıllardır üzerinde kıymetini bilmeden oturduk… Artık hazinelere kavuşma vakti gelmedi mi sizce de?

 

Öyleyse şimdi her şeyden çok kendini dinleme, kendini bulma vakti…

 

Çünkü kişinin en büyük hazinesi kendisi ve dünyadaki en önemli meselesi kendini bilmektir. Yaşam bir kendini bilme/bulma yolculuğudur. Dolayısı ile yaşam yolculuğunda bize verilen ve hayatımıza denk gelen, iyi/kötü olarak düşündüğümüz her şey, aslında bizim hazinemizi keşfetmemiz, kendimizi tanımamız ve yaşam amacımızı gerçekleştirmemiz için bize gelen dışsal sebeplerdir.

 

Bizler, kim olduğumuzu yani nasıl bir öze sahip olduğumuzu sorduğumuzda, mükemmel bir düzen sistem içinde var olan en ufak varlığın dahi bir amaç içinde yaratıldığı bu dünyada, amacımızın ne olduğunu sorduğumuzda hazine sandığımızın kapısını aralamış oluruz.

Kendini bilmek bir hayat yolculuğudur. Akışta kalmaktır. Bir serüvendir o serüveni devam ettirebilmektir. Dilenci gibi benim buna ihtiyacım yok diyebiliriz ama nasıl dilencinin ihtiyacı olan şey onun sandığından çıktıysa bizim de hayatta her ne problem yaşıyorsak onun cevabı kendi hazinemizi keşfetmemizde ve kendi hazinemizin içinden çıkacaktır. Ne dersiniz?

“Farkına varmadan başkasını aldatmak ne kadar güçse, farkına varmadan kendimizi aldatmak o kadar kolaydır.” Diyor bir düşünür.

Demek ki kendimizi bilmezsek farkına varmadan kendi iç dünyamızda bile, kendimizi aldatabiliyoruz ve psikolojik danışman olarak söyleyebilirim ki bütün yaşamsal problemlerin kökeni dönüp dolaşıyor, kendini bilmek meselesine geliyor.

Kendini bildiğin zaman problem yaşamıyor musun?

Hayır, tabi ki yaşıyorsun ama problem yok eden mahveden bana eziyet etmek için hayatımda olan kavramsal anlamından çıkıp, kendimi keşfetmem için bana gönderilmiş hediyelere dönüşüyor. Eğer benim kendimi keşfetmek, kendimi bilmek gibi bir amacım olursa, böyle bir dönüşüm yaşayabilir bakış açım. Yani bir bakış açıcı problem beni yok eden, rahatsızlık vermeye çalışan bir olgu olarak görürken, diğer bakış açısı her yeni gelen probleme, şu an kendimle ilgili neyi keşfedeceğim acaba diye bakar. Çünkü hayat bir keşif yolculuğudur. İnsanın hem iç dünyasında hem hayat içerisinde keşfedecek çok fazla şeyin var. Tabi,  hayat bana ne söylemek istiyor? Sorusunu sorarsa kendimi bilmem için bunlar bana geliyor ve bunlar üzerine düşünmem lazım derse…

Kendini bilmek birinci basamakta, psikolojik yapımızın temel taşını çekirdeğini doğuştan getirdiğimiz tarafımızı bilmektir buna mizaçta diyebiliriz doğuştan biz boş bir levha olarak dünyaya gelmiyoruz. Doğuştan getirdiğimiz biyolojik özelliklerimiz gibi doğuştan getirdiğimiz bir kişilik yapımız var yani mizacımız var.

İkinci basamakta içine doğduğumuz sosyal çevreyi ve bizde oluşturduğu köklü öğrenmeleri şemaları görebilmek. Çünkü bunların farkına varmadığımız sürece onlar tarafından yönetiliyoruz.

Üçüncü basamakta ise kendini bilmek kişinin içine doğduğu kuşağı ve bunun onun üzerindeki etkilerini görebilmesidir. Çünkü zamanın ruhu vardır. Ve zamanın ruhunun mutlaka insan üzerine etkisi vardır.

Kendini bilmeyen başkasını tanıyamaz. Hem kendini bilmeyen hem de başkasını tanımayan anlamış anlaşılmamış bir ömürde heba eder ruhunu…

Kendimizi bildiğimiz başkasını anladığımız bereketli bir ömrümüz olması temennisi ile hoş çakalın.

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r